Kayıtlar

2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir zamanlar Hanzade vardı...(11)

Resim
İmam Hatip Lisesinden arkadaşları    Hanzade İmam Hatip Lisesinde 5-6 sene görev yapar.O dönem içinde çok değerli arkadaşları olur, hepsini de çok sever,saygı duyar...o arkadaşlarından Ayşe Sağlam, Fahriye Efendioğlu, Gülay Oral, Neşe Yücel, Mustafa Köksal, İlknur Poyraz, Melek Çol, Reşat Karataş, Pakize Çoban, Münevver Köymen, Sebahat-Şemsettin Kukul, Emine-Şinasi Tepe, daima haberleştiği arkadaşları oldu hayatı süresince. Kız ve erkek öğrenciler ayrı ayrı sınıfta okumaktalar zamanlar İmam Hatip lisesi müdürü Fevzi Karagöz 'dür. Fevzi bey, öğretmenler ve öğrenciler tarafından genelde sevilen iyi bir idarecidir. Orta okul kısmında öğrenciler sadece kendi derslerinden sorumludur, Lise de ise hem mesleki dersleri hem diğer kültür dersleri, fen derslerinden sorumludurlar. Fakat özellikle bazı din öğretmenleri tarafından öğrencilere baskı yapılmakta olduğunu fark ederler kültür dersleri öğretmenleri..Bazı  din dersi  öğretmenlerinin, çoğunluk kırsal kesimden ge...

Bir zamanlar Hanzade vardı...(10)

Resim
     Hanzade, annemin trafik kazasından ani vefatıyla çok derin acılar çekti hepimiz gibi. Fakat O en küçüğümüz olduğu için daha çok etkilendiğini düşünüyorum. Konya'da görev yaparken, memleketinden uzak yalnızken, aklında bakıma ihtiyacı olan babam vardır...bir de O'nu erken kaybetmekten korkan Hanzade'nin sorumluluk duyguları içindedir hep. Babam mevsimsel allerjiler, romatizmal hastalıklar, romatoid artrit, fizyolojik bronşit hastasıydı, ağrılarıyla yaşama savaşı veriyordu. Annem öldüğünde  babam  71 yaşındaydı. Annem babamdan sekiz yaş küçüktü.. .Hiçbir hastalığı olmayan annemin 63 yaşında ani ölümü babamı perişan etmişti manen. Babam sürekli perhiz yemekleri yerdi. Kızartma, ağır yağlı, bayat yemekler yiyemez, yese bile mutlaka midesi bozulur, hazımsızlık, ateş, kusma baş ağrısı çekerdi. Annem babama her gün taze yemek pişirirdi bu nedenle. Babam sık sık terler, iç çamaşırlarını değiştirirdi. Terlemez ise ağrıları artardı. Ağrıları hareket edince hafiflerdi...

Bir zamanlar Hanzade vardı...(9)

Resim
     Konya'da ev bulmak da zor...bekara ev vermekte tereddüt içinde insanlar. Sordukları her kiralık evi ya tutuldu ya satıldı demekteler. Zor bela yaşlı bir teyzenin yanına bir odaya pansiyoner olarak giriyorlar. Kişi başına o zamanki parayla 2500 lira ödemek kaydıyla. Kendi yataklarını çarşıdan alıp geliyorlar. O sıralarda Diyarbakır'dan arkadaşları Zehra ve Mühibe ile de bazen  bir araya gelip hasret gidermekteler. Bir odanın içinde hepsi yatıp kalkıp yiyip, içip, ders çalışma vs. işlerini yaptıklarından  zor idare ediyorlar. Sonunda daha geniş bir ev bulup oraya geçiyorlar. Ayda 10.000 lira kira, yakıt parası hariç. Aldığı maaş giderlerini karşılamamakta, baba evinden yardım gelmekte ara ara. Arkadaşı Güler stajyerliğin bitiminde Konya'nın kazası Beyşehir'in bir nahiyesine  çıkar. Hanzade'nin de stajyerliği bitmişti ve tayin beklemektedir. Konya halkının yabancıya karşı tutucu hali hoşuna gitmese de sabretmekte kararlıdır. İnsanlar b...

Bir zamanlar Hanzade vardı...(8)

Resim
    Hanzade 1981 yılının son ayında Biyoloji öğretmeni olarak Konya Atatürk kız lisesine  depo ataması olur.Babamla beraber Konyaya giderler ocak 1982 de.Bir müddet otelde kalırlar.Çünkü depo tayindir, kazalara da gidebilir.O okulda beklerken Fransızca öğretmeni İstanbullu Güler Üge ile tanışırlar.Sonunda merkezde,Hanzade Gazi lisesine,Güler  ise Atatürk Kız lisesine stajiyer öğretmen olarak atanırlar.Beraber kalmak için yer ararlar.DMMA yeni bir kız öğrenci yurdu açmış.Oranın müdüresi Şükran hanımla konuşurlar.Şükran hanım da rektörlüğe danışır ve kabul edilirler geceleri sorumlu öğretmen olarak kalmaya.Yurtda bir psikolog hanım da vardır Fatma Mercan.Üç kişidirler sorumlu öğretmen olarak yurtda.Orada kalan üniversiteli kız öğrencilerin bir çok sorunları olmaktadır.Konya kışın çok soğuktur.Yeni açılan kız yurdunda öğrenci sayısı şimdilik 14 dür.Yemek yapıp bulaşık yıkamayan öğrenciler vardır,ikaz edilirler.Yurda giriş saati akşam 19.00.Bazı öğrenciler biraz geç...

Bir zamanlar Hanzade vardı...(7)

Resim
   Hanzade, Mühibe, Ayşe Bodrum katı dairesinde eğitim yılı sonunu zar zor geçiriyorlar 1979 da. Zira Halil'in öldürülüşü sonucu, Kürt öğrenci fraksiyonlarının okulda ki zorbalıkları bitmiyor. Kaç kez tehdit alıyorlar, okula gelmeyin yoksa...şeklinde...Her şeye rağmen Hanzade tehditlere boyun eğmiyor ve okula gidiyor arkadaşlarıyla. Hanzade'ye, vicdanının rahat olmadığı hiç bir olayda ''zorbalıkla'' bir iş yaptırılamazdı..O insani duygularını kaybetmeden, bilimsel düşünceye saygılı olarak hareket ederdi. Doğru bildiği yoldan asla çevirtilemezdi. Ezilen, sömürülen, su-istimale uğrayan herkesin yanında olurdu. Bu uğurda gözünü budaktan sakınmazdı. Tabi bu kararlılığını sakin ve seviyeli bir şekilde uygulardı. Asla kabalaşmaz, asla hukuksuz davranmazdı. Evrensel hukuk kurallarına saygılı ve ölçülüydü.O yıllarda, sıkıyönetime rağmen meydana gelen olaylarda, ''haklıyken haksız duruma düşen'' insanları da fark ediyordu. Masum sokaktaki vatandaşların sı...

Bir zamanlar Hanzade vardı...(6)

Resim
    Halil Suman'ın katledilişinden üç gün sonra,Hanzade ve ev arkadaşları Ayşe,Mühibe, Diyarbakır Emniyet müdürlüğü 1.şubeden polisler tarafından evden alınıyor,merkezde  sorgulanıyorlar.Zaten Diyarbakır sıkıyönetim bölgesi o zamanlar.Kardeşim 20 yaşında ilk kez siyasi polis sorgusundan geçiyor ve hem üzgün hem şaşkın.Kardeş gibi sevdikleri okumayı kurtuluşu görenyoksul Halil'e mi üzülsünler? yanı başlarında patlayan silahların altında ödleri koparak, hayatta kalmaya çalışmaktan psikolojilerinin sarsılmasına mı? yoksa kapıya gelen polisler eşliğinde sorguya gitmelerine mi???!!!Ev sahibi hacı teyzenin paçaları tutuşmuştur. Hacı teyze oralıdır ve tüm bölge halkının devletten çekinen insanları gibidir. Devlet ile terörizm kıskacı arasında sıkışan halkın sadece bir örneğidir hacı teyze. Anında olayı tüm apartmana yayar bu nedenle. Bu olay karşısında hacı teyze ''artık evimde kalamazsınız, polis sizi sorguya neden götürdü? Benim kiracılarımın devletin memuruyla ...

Bir zamanlar Hanzade vardı...(5)

Resim
      Hanzade Diyarbakır üniversitesi Fen fakültesi Biyoloji bölümüne kayıt oldu.1977-1981 yılları arasında orada okudu.İlk kez güneydoğuyu gördü, ilk kez Güneydoğu kökenli vatandaşlarla birebir tanıştı...güzel dostluklar, arkadaşlıklar sadakat,fedakarlık ve güveni onların arasında yaşadı.      Hanzade ilk yılında  yurtda kalıyor, yurt siyasal karışıklıklar ve terör nedeniyle sık sık polis- asker aramasından geçmekte. Orada tanıştığı ve ölünceye kadar arkadaş kaldığı Siverekli Mühibe Parlak ile ayni okulda okumak ve zaman zaman bir araya gelip dostluklarını sürdürmek, orada tanıdığı insanları sevmesine neden oldu.Mühibe yurt aranması sırasında sakıncalı görülen bir kitap nedeniyle yurttan atılmış.O günler sıkıyönetim günleri, Türkiye'nin her tarafında bir kaos yaşanmakta.Yasaklı kitaplar vardır, FelsefeninTemel İlkeleri(Georges Politzer), Karl Mark ve Engel'in fikirlerini anlatan tüm yayınlar, hatta ünlü sinema sanatç...

Bir zamanlar Hanzade vardı...(4)

Resim
     Hanzade zaman ilerledikce sağlıklı büyüyor...ailede çok sevgi duyularak,özen gösterilerek büyütülen bir çocuk.Bir gün rahmetli annem babam, vefat etmiş aile büyüklerinin ruhu için, kiracı olarak oturduğumuz anneannemin Aziziye mahahallesinde ki üç katlı konağında mevlüt okutmaktalar. Hanzade sanırım dört yaşlarında ben ise yedi.Erkeklerin tarafıyla kadınların tarafını  ayıran perde koyulmuş üst katdaki cumbalı salona.Erkek tarafında bir hafız Kuran okumakta, herkes huşu içinde dinliyor,bazen gözler nemleniyor.Hanzade artık ele avuca sığmıyor,hareketli ve sevimli çok güzel bir  çocuk. Mevlüde getirilen yaşıtı sayılan konukların çocuklarıyla ha bire konuşuyor bıcır bıcır...Sesleri yükselmekte bazen..ben daha usluyum onlara bakınca. Mevlüde katılanlar sesizce okunan duaları dinlerken, çocukların bıcır bıcır kaynaşması dikkat çekmekte. Babam perdeyi açıyor ve Hanzade'ye sus işareti yapıyor elini dudaklarına götürerek. Hanzade başıyla onaylıyor, eliyle ağzını ka...

Bir zamanlar Hanzade vardı...(3)

Resim
     Rahmetli babam, Osmanlı devleti dört cephede savaşırken,Balkan savaşı sonunda doğmuş.Büyükbabam Avcı Ömer Ağa lakaplı(diğer akrabalardan ayırmak için Büyük Ömer Ağa'da derlermiş)Selçuklu devleti sonra da Osmanlı devlet nizamında tımar sistemi içinde kuruluşundan bu yana var olmuş(Danişment beyliğine bağlı) bir aşirete (Uzunömeroğullarına) mensupmuş.Babam ve ikizi Hasan amcam doğduğunda büyükbabam 70 yaşını çoktan aşmış.Uzunömeroğullarının Gökömer,Karakiraz(Ataköy),Sağırlı köylerinde tımar sahibi oldukları biliniyor eski Osmanlı tapu kayıtlarında mevcut.Bu köylerde,reayaya tarım,hayvancılık,üretim yaptırılmakta.Ürünün onda biri Aşar vergisi olarak devlete verilmekte.Savaş zamanı ise,köylerdeki halk çocuklarını asker olarak eğitir ve  kendi aşiretinin eli silah tutan gençleriyle birlikte, atlı sipahiler olarak  Anadolu beylerbeyinin ordusuna katılmak üzere, Trabzon sancağına sevk ederlermiş. Yani  devletin memuru Sipahi ağalığıyla aile görevliymiş. ...